29 Kasım 2010 Pazartesi

Tarihten Önemli Zenciler

Malcolm X

Malcom X 1925 Amerika doğumlu, siyah tene sahip bir kişi... Onun ismini burda incelememizi sağlayan özellğiyse, Amerika'ya müslümanlığı tanıtan bir insan hakları savunucusu olmasıdır. Ergen dönemlerinde o da Harlem'deki yaşıtlarıyla ona önceden çizilmiş olan kaderini yaşamaktayken hapse düşer. Hapishanede aydınlanma yaşar. Orda gecen yedi yılı tamamen bir öğrencilik hayati şeklinde değerlendirir. Malcolm X'e göre, insanin bir şeyler öğrenebilmesi icin en iyi yerler hapishaneler ve üniversitelerdir. Hapisten çıktıktan sonra, ona çizilmiş olan yolda yürümek yerine kendi hayatının iplerini eline almaya karar verir. Bu yolda kendini kurtarmışken, diğerlerine de yardımcı olmak ister. Fakat bu dönemde ırkçı bir tutum sergilemektedir. Zenciler için ayrı bir devlet kurulması gerektiğini iddia eder. Atalarının gerçek kimliğini bilemeyeceğini, onların Afrika'da kaldığını ve soyadının anlamsız olduğunu söyleyip "Little" olan soyadını "X" olarak değiştirir. Bu dönemde "Black Muslims" haraketine katılarak hem müslümanların hem zencilerin haklarını savunmaya başlar. Elijah Muhammed'i kendine lider olarak seçmistir.

Fakat daha sonra Amerika'da yaşadığı müslümanlık onu tatmin etmez ve müslümanlığı tüm dünyadan müslümanların buluşma yeri olan Kabe'de görmek ister, hacca gider. Burada yaşadığı deneyim hayatını değiştirecektir. Tüm müslümanların birlikte ırk, dil, renk ayrımı yapılmadan ibadet ettiklerini görmek, düşüncelerini bir anda değiştirir ve ırkçı çizgisinden uzaklaşır. Artik Amerika'ya dönüp bunu yaymak vardır aklında; nitekim döner dönmez gördüklerini insanlarla paylaşır. Bu sebeple Elijah Muhammad'la arası açılır. Kendine yeni bir ad ve soyadı edinir : "El Hac Malik el-Şahbaz"

1965 yılında Manhattan'da bir konuşması sırasında "Zenci ellerini cebimden çek!" diyen biri tarafından vurulur. İlk vurulmadan sonra salonun baska köşelerine konuşlanmış 2 kişi tarafından toplam 16 kez vurulur. Cinayet sanığı olarak üç kişi yakalanır fakat yeterli delil bulunamaması gibi nedenlerle hiçbiri hüküm giymez. Bu üç zanlı hayatlarına kaldıkları yerden devam etmiş ve Amerika'da imamlik gibi müslümanlarca önemli pozisyonlarda görev almışlardır. Olan Amerika'ya müslümanlığı iyi bir şekilde tanıtmaya çalışmış, kaderi sokaklarda yitip gitmek olan pek çok çocuğun elinden tutmuş, yol göstermiş Malcolm X'e ve ömrü yetse daha yol gösterebileceği binlercesine olmuştur.

Dilek Dönmez


Oprah Winfrey

Oprah Winfrey 29 Ocak 1954 senesinde Mississipi'de dogmustur. Sunuculuk kariyerine 3 yasindayken ninesinin ciftliyinde yukses sesle bir seyler okuyarak baslamistir. Onceleri annesiyle birlikte yasamasina ragmen, daha sonra soz dinlemedigi icin babasinin yanina yollanir. Babasi ona karsi cok kati kurallar uygular. Her hafta yeni bir kitap okumasi ve o kitapla ilgili yorumlar yazmasi beklenir.


Oprah 1984 senesinde cesitli televizyon kanallarinda sunuculuk yapmistir. Bu yillarda Tenessee Devlet Universitesi İletisim bolumunde egitim gormustur.

1984 senesinde Chicago'ya gelir ve WLS-TV'de "Am Chicago" programini sunmaya baslar. Daha sonra programin formati uzatilir ve ismi 1985 senesinde " Oprah Winfrey Show"ya donusturulur. 1986 senesinde bu program en cok izlenen show'ya donusur. 1987-1988 senelerinde Oprah programiyla 5 Emmy ve nice baska sunuculuk odulleri kazanir.

Kendisi sevilmeden once Steven Spielberg'un 1985 senesindeki "Color Purple" filmiyle taninmistir. Bu roluyle En Iyı Yardimci Kadin Oyuncu Odulune ve Golden Globe odulune aday gosterilir. Oprah ayni zamanda "Native Son" filmiyle de cok basarili bulunur.

Oprah 1986 yilinda Harpo Productions sirketini kurar. Boylece kendi show'unu kendisi yoneten tarihteki tek kadin olarak da anilmaya baslanir.

Oprah'in canli yayin kitap kulubu de bulunmaktadir. Onun sectiyi kitaplar en cok satanlar listesinde gosterilmistir.1999 yilinda kendisine kitaplara gosterdiyi katkidan dolayi odul verilmistir.

Forbes dergisine gore Oprah Winfrey 2003 senesinde dunyanin en zengin bilyoneri olmustur.

Fidan Yagubova


Dr. Martin Luther King, Jr. (1929-1968)

Atlanta, Georgia'da dünyaya geldi. Akademik kariyerini sosyoloji ve teoloji (din bilimi) üzerine yaptı. King 1953 yılında Coretta Scott ile evlendi ve 4 çocuğu oldu. King, 1953 yılında daha 24 yaşındayken en önemli siyah kilisesi olan Dexter Avenue Baptist Kilisesinin pastörü (papaz gibi bir şey) oldu. 1 Aralık 1955 bir yasa gereği yerini bir beyaza vermesi gerektiği halde buna karşı geldiği için tutuklandı. Bunun üzerine King, Montgomery Otobüs Boykotunu düzenledi. Boykot 382 gün sürdü ve durum o kadar gerginleşti ki King'in evi bombalandı. Bu boykot sırasında King tutuklandı. Boykot, Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin eyaletlerarası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığını kanun dışı ilan etmesine kadar devam etti. Bu boykottan sonra, King, siyahi kiliselerin güçbirliği yapmasını ve yurttaş hakları reformu için barışçıl gösteriler yapmayı amaç edinen Güney Hristiyan Liderlik Konferansı (SCLC)'nin 1957 yılında kurulmasında önemli rol oynadı. King, Mahatma Gandhi (Birbiriyle bu kadar bağlantılı konular nasıl seçilir ya pes.) tarafından uygulanan şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik felsefesinin takipçisiydi ve bu felsefeyi SCLC tarafından gösterilerde uyguladı.

FBI, 1961 yılından itibaren, King'i dinlemeye başladı. FBI 6 sene boyunca elde ettiği kayıtları, daha sonra King'i liderlik pozisyonunu bırakması için zorlamak amacıyla kullandı.

King, siyahların oy hakkı, ayrımcılığın sona ermesi, çalışan hakları ve diğer temel haklar için gösterileri düzenledi ve organize etti. Bütün bu haklar 1964 yılında çıkan Yurttaş Hakları Kanunu (Civil Rights Act of 1964) ile 1965 yılında çıkan Oy Hakkı Kanunu (Voting Rights Act of 1965) ile Amerikan hukukunun birer parçası oldu.

Dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınan King 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazandı. Ayrıca ölümünden 9 yıl sonra, eski ABD başkanı Jimmy Carter tarafından Başkanlık Özgürlük Ödülü'ne layık görüldü ve onuruna Martin Luther King Günü kutlanmaya başlandı.

King, belki de en çok 1963 yılında "İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş" sırasında Lincoln Anıtı önünde yaptığı "Bir Hayalim Var" konuşmasıyla ünlüdür. İşte o konuşmadan tek cümlelik bir alıntı; “I have a dream that my four little chidren will one day live in a nation where they will not be judged by the colour of their skin,but by the content of their character.”

Bu konuşmanın full metnine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://sanattasarim.iku.edu.tr/KENTOMETRE/arsiv/sabancobanoglu/cobanoglu_birhayalimvar.htm

Yürüyüş açıkça bazı isteklerde bulunmuştu: devlet okullarında ırksal ayrıma son verilmesi, bir yurttaş hakları yasasının çıkarılması, işyerinde ırksal ayrımın yasaklanması, yurttaş hakları eylemcilerinin polis şiddetinden korunması, asgari ücretin saatlik 2 dolara çıkarılması. Gerilimlere rağmen, yürüyüş oldukça başarılı olmuştu. Yürüyüşe farklı etnik gruplardan 250.000 kişi katılmıştı. Bu etkinlik, o zamana kadar Washington tarihindeki en kalabalık gösteri olmuştu.

Çeşitli defalar Martin Luther King, siyah Amerikalıların tarihi haksızlıklar nedeniyle tazminat alması gerektiğini ifade etmişti. King, 50 milyar dolar değerindeki paranın bir devlet tazminat programı çerçevesinde 10 yıl içinde siyahlara dağıtılmasını öneriyordu.

1965 yılından başlayarak King ABD'nin Vietnam Savaşındaki rolü hakkındaki şüphelerini dile getirmeye başladı. 4 Nisan 1967 yılında, Newyork City Riverside Kilisesinde - öldürülmesinden tam olarak 1 yıl önce- King, Vietnamın Ötesi: Sessizliği Kırmanın Zamanı (Beyond Vietnam: A Time to Break Silence) başlıklı konuşmasını yaptı. Konuşmasında King kuvvetli bir şekilde Amerika'nın savaşdaki rolü aleyhine konuştu, Amerika'nın Vietnam'da "orayı bir Amerikan kolonisi haline getirmek" amacıyla bulunduğunu ifade etti ve ABD'yi "bugün Dünya'nın en büyük şiddet sağlayıcısı" olarak adlandırdı.

1968 yılı Mart ayında King, siyah sağlık çalışanlarını desteklemek için Memphis'e gitti. King, 4 Nisan günü Memphis'teki Lorraine Motel'in balkonunda uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Motel odasındaki arkadaşları silah seslerini duyunca balkona koştu ve King'i boğazından vurulmuş şekilde buldular. Suikast, 60'dan fazla şehirde isyanların çıkmasına neden oldu. 5 gün sonra, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, yas ilan etti. Aynı gün 300,000 kişilik bir kalabalık cenazesine katıldı.

Biyografi yazarı Taylor Branch'e göre, King'in otopsisinden çıkan sonuca göre, King öldüğünde 39 yaşında olmasına rağmen 60 yaşında bir insanın kalbine sahipti. Bunun nedeni 13 yıllık yurttaş hakları eylemciliği sırasında yaşadığı stres dolu yaşamdı.

İrem Erkılıç



Barak Obama

Barack Obama 4 Ağustos 1961 tarihinde ABD'nin Hawaii eyaletindeki Honolulu kentinde Kapiolani Tıp Merkezi'nde dünyaya gelmis. Tabi o zamanlar kimse bilmiyor ki ilerde buyuk adam olacak. Kendisiyle aynı adı taşıyan babası Kenya'nın Siaya Bölgesi'ndeki Nyang’oma Kogelo yerleşim yerinde doğmuş ve büyümüş bir Kenyalıydı. Yani nasil Abdullah Gul Kayseri'nin gururuysa, Obama da Kenya'nin gururudur.Annesi Ann Durham ise Kansas eyaletinin Wichita kentinde doğmuş ve büyümüş bir Amerikalıydı.Annesi ve üvey babasıyla birlikte Endonezya'ya taşınan Obama 6-10 yaşları arasında Cakarta'da ilkokul öğrenimi gördü. Sonra Honolulu'ya geri dönerek 1979 yılında liseyi bitirene kadar anneannesi ve dedesiyle yaşadı.Liseden sonra Los Angeles'teki Occidental College'de üniversitenin ilk iki sınıfını okudu. Sonra New York'taki Columbia Üniversitesi'ne geçiş yaparak 1983 yılında Siyasal Bilimler bölümünden mezun oldu. 1988 yılında Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Harvard Üniversitesi'ndeyken öğrenciler tarafından yayınlanan prestijli "Harvard Law Review" dergisinin yayın işleri müdürlüğünü yapan ilk Afrikalı-Amerikalı oldu. 1991 yılında avukatlık diplomasını aldı.Barack Obama 1989 yılında Michelle Robinson'la tanıştı. 3 Ekim 1992 tarihinde evlenen çift 1998 ve 2001 yıllarında doğan iki kız çocuk sahibi oldular. 1964 doğumlu Michelle Obama eşi Barack Obama gibi Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu bir avukattır. Obama çifti Protestan Hristiyandır ve United Church of Christ mezhebine üyeymisler.


Obama avukatlık diplomasını aldıktan sonra 1992 yılından itibaren 12 yıl süreyle Chicago Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Anayasa hukuku dersleri verdi. Avukatlık firmalarında çalıştı, çeşitli yardım dernekleri ve vakıflarda görev yaptı. 1996 yılında İllinois'in eyalet senatosuna seçilerek siyasete ilk adımını attı. 1998 ve 2002 yıllarında iki kez tekrar eyalet senatosuna seçildi. 2000 yılında ABD Temsilciler Meclisi'ne girmek için Demokratik Partinin ön seçimlere katıldı ama başarılı olamadı. 2004 tarihinde adaylığını koyduğu ABD Senatosu'nuna % 70'lik bir oy çoğunluğu almak suretiyle seçildi.

Obama'nın ABD'de ilk defa ülke sahnesine çıkması 2004 ABD başkanlık seçimleri sırasında Boston'da toplanan Demokratik Parti kurultayında yaptığı ve ülke çapında televizyonda canlı olarak yayınlanan etkileyici konuşması sayesinde olmuştur. Obama Senato'daki hizmet döneminde Senato Dışişleri Komisyonunda görev yaptı. Doğu Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika'ya resmi ziyaretlerde bulundu. Filistin cumhurbaşkanı Mahmud Abbas'la buluştu. Kenya'da Nairobi Üniversitesi'nde bir konferans verdi. ABD Senatosu'nda henüz 6 yıllık ilk dönemini tamamlamamışken 10 Şubat 2007 tarihinde 2008 ABD başkanlık seçimlerine Demokratik Parti'den adaylığını koyduğunu açıkladi.

Barack Obama'nın yanısıra Demokratik Parti içindeki başkanlık ön seçimlerine adaylığı koyan siyasetçiler arasında Hillary Clinton, John Edwards, Joe Biden, Christopher Dodd ve Bill Richardson gibi birçok tanınmış siyasetçiler bulunmaktaydı. Özellikle aday adayları arasındaki New York senatörü Hillary Clinton eski ABD başkanı Bill Clinton'un eşi olarak çok tanınmış bir siyasetçiydi ve 2007 yılı boyunca Demokratik Parti içinde en şanslı aday olarak görülmekteydi.

ABD başkanlık seçimleri'nde iki büyük partiyi temsil edecek başkan adayı her eyalette ayrı ayrı ve değişik tarihlerde yapılan ön seçimlerle belirlenmektedir. Bu ön seçimlerden ilki Iowa eyaletinde 3 Ocak 2008 tarihinde gerçekleşti. Zencilerin sayısının çok az olduğu bu eyalette Barack Obama'nın beklenmedik bir başarı elde ederek seçimi kazanması Hillary Clinton'un adaylık şansını olumsuz yönde etkiledi. Ancak Clinton 5 gün sonra New Hampshire eyaletindeki seçimleri kazanarak yarışı sürdürdü. 2008'in Ocak ayı boyunca Demokratik Parti içinde Hillary Clinton ve Barack Obama dışındaki bütün adaylar birer birer adaylıktan çekildiklerini ilan ettiler.

Ön seçim takvimine göre 5 Şubat 2008 günü 20 eyalette aynı anda yapılacak Süper Salı seçimleri kritik bir önem taşımaktaydı. Ancak Süper Salı gününde kazanılan oylar iki aday arasında eşitliği bozmadı. Ön seçimler diğer eyaletlerde devam etti. Zamanla Obama'nın Clinton'a kıyasla az bir farkla öne geçtiği gözlendi. Buna rağmen Haziran ayına kadar adaylık yarışı başa baş devam etti. Hillary Clinton Obama'yı sonuna kadar az bir farkla takip ediyordu. Ancak ön seçimler 3 Haziran 2008 tarihinde South Dakota ve Montana eyaletleriyle tamamlandıktan sonra Hillary Clinton'un Obama'nın açtığı bu küçük farkı kapatamayacağı anlaşıldı. Barack Obama Demokratik Parti'nin 2008 ABD başkanlık seçimlerindeki adayı olarak ilan edildi. Böylece Obama ABD tarihinde iki büyük partinin birinden aday gösterilmiş ilk Afrikalı-Amerikalı aday olma özelliğini kazanmış oldu.

Demokratik Partinin kurultayı 25-28 Ağustos 2008 tarihleri arasında Colorado eyaletinin Denver kentindeki Pepsi Center'da yapıldı. Barack Obama 28 Ağustos gecesi canlı yayınla aktarılan konuşmasında Demokratik Parti'nin adaylığını resmen kabul etti. 1 hafta sonra Minnesota eyaletinin St. Paul kentindeki XCel Energy Center'da yapılan Cumhuriyetçi Parti kurultayında Arizona senatörü John McCain'in başkan adaylığını onaylandı. Böylece 2008 ABD başkanlık seçimleri kampanyası resmen başlamış oldu.

Barack Obama ve John McCain 26 Eylül- 15 Ekim tarihleri arasında televizyon kameraları önünde 3 defa münazara yaptılar. Seçim kampanyası sırasında ABD gündemi 2008 Ekonomik Kriziyle sarsıldı. Irak Savaşı ve Terörizm gibi konular arka plana itildi. Obama McCain'in Cumhuriyetçi Partili başkan George W. Bush'un başarısız ekonomik siyasetlerini devam ettireceğini öne sürdü. McCain ise Obama'nın küçük esnafın gelir vergilerini arttıracağını iddia etti. Seçim kampanyası süresince Obama hakkında bir çok iddia dile getirilmiştir

2008 ABD başkanlık seçimleri 4 Kasım 2008 günü yapıldı. Barack Obama oyların %52'sini kazanarak ABD'nin 44. devlet başkanı seçildi. Obama kazandığı oy oranı ve kazandığı eyaletler bakımından son 30 yıl boyunca hiç bir Demokrat Partili başkan adayının elde edemediği bir başarıyı elde etmiştir. Obama'nın adaylığı altında Demokrat Parti Virginia, Florida ve Ohio gibi son seçimlerde değişmez bir biçimde Cumhuriyetçilere oy veren eyaletleri kazanmayı başarabilmiştir. Seçim zaferi sonrasında yaptığı konuşmada Obama, ABD'nin gelecek döneminde zorlukların ve hataların olabileceğini belirtmiş, yaşanacak sıkıntıların ise vatanseverlikle aşılacağını anlatmıştır.

Selin Tokuz



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder